Yerel toplantı 2 – İzmir / Sağlık hizmeti alımnda ayrımcılık vakası / 13 Mayıs 2011

7 Temmuz 2011

Yerel toplantı 1 – Van / Kadına yönelik şiddet vakası / 29 Nisan 2011

7 Temmuz 2011

Van’da Kadına Yönelik Şiddet ve Korumasızlık Karşısında Sivil Toplum ve Kamu Ortak Eylem Planı Geliştirme Toplantısı

Katılımcılar:

Hamdi Yeni, Saray Kadın Derneği; Ömer Işık, İHD; Pınar Atalay Tarhan, İHD; Cerahat Akın, Bostaniçi Belediyesi Maya Kadın Danışma Merkezi; Şahin Aladağ, Mazlumder; Gül Kıran, Van Kadın Derneği; Nurgün Cangüleç, Doğu Anadolu Bölgesi Kadın ve Kadın STK’lar Yerel Destek Merkezi; Ceyhan Timur, Val Belediyesi Kadın Sorunları Araş. Uyg. Mer., Fatma Kızıl, VAKASUM;  Sami Görendağ, İHD; Vedat Aydın, Van Barosu; Murat Timur, Van Barosu; Yusuf Zelan, Van Barosu; Selçuk Görünüş, Van Barosu; Behiye Şedal, Van Barosu; Duygu Onay, Van Barosu; Hülya Korkmaz, Van Barosu; Gülcan Azimli Çilingir, Van Barosu; Neslihan Ceylan Algül, Van Barosu; İlknur Demirörs, Saray Kadın Derneği; Bedia Özgökçe, İHD; SevimSalihoğlu, İHD; Bişeng Özdinç, İHOP; Emel Kurma, hYd; Fırat Genç, hYd; Burak Arıkan, hYd; Kerem Çiftçioğlu, hYd

İçerik:

İHOP ve hYd tarafından düzenlenen  2 Nisan 2011 tarihli çalışma toplantısında, seçilen vakalar üzerinden hazırlanan haritaların çalışma illerinde düzenlenecek toplantılarda ilgili kişi, kurum ve kuruluşların da katılımıyla tartışmaya açılması kararlaştırıldı. 2010 yılında toplanan veriler ve yapılan analizler sonucunda Van’da faaliyetlerini sürdüren İHD, Mazlumder ve VAKAD’ın oluşturduğu çalışma grubunun üzerinde çalıştığı “Sıdıka Platin Vakası: Kadına Karşı Şiddetin Ortadan Kaldırılmasında Kamunun Tutumu” haritası bu toplantı öncesi oluşturulmuş durumdadır.

2 Nisan 2011 toplantısında Van İHD şubeden katılan çalışma ekibi üyelerinin de önerisiyle 29 Nisan 2011, Cuma günü bir toplantının gerçekleştirilmesi prensip olarak kararlaştırıldı. Bu çerçevede “Şiddet gören kadının, bir yanda yerel çıkar ilişkilerinin baskısı, diğer yanda da kamusal korumanın yeterli ve etkin biçimde sağlanamaması sonucunda, şiddet sarmalından bir türlü kurtulamaması” meselesinin çözümüne yönelik olarak sivil toplumun müdahalesinin ve kamunun etkinliğinin güçlendirilmesi ve ilgili taraflar arasında daha etkin iletişim mekanizmalarının geliştirilmesini hedefleyen bir istişare ve çalışma toplantısının düzenlenmesi kararlaştırıldı. Toplantının duyurusu ve ev sahipliğini Van İHD Şube, Van Mazlumder Şubesi, Van Kadın Derneği, Van Barosu Kadın Komisyonu ve Saray Kadın Derneği olmuştur.

Toplantı çağrı metni: indir / Toplantı notları: indir / Deşifre metni: indir / Harita görseli: indir


Ankara Çalışma Toplantısı / 2 Nisan 2011

29 Haziran 2011

Katılımcılar:

Nesip Yıldırım, MazlumDer; Figen Kelmer, EDROM; Hakan Tuncer, MazlumDER, Necla Şengül, İHD; Ömer Ayaz, İHD; Hamide Yeni, SAKAD; Mehmet Ali Şen, İHD; Veysi Roger Turgut, Af Örgütü Van

İçerik:

Bu toplantının  anlamı, uzun bir süredir bu çalışma kapsamında bir araya gelmemiş yerel grup üyelerinin bir araya gelerek çalışmaya tekrar ortak olmalarına ön ayak olmak idi. Bu genel beklentinin yanı sıra toplantıdan daha somut iki beklentimiz şunlar oldu

1. Vaka haritalarının son halinin paylaşılması ve değerlendirilmesi: Bu tarih itibarilye vaka haritaları uzun bir çalışma sonucunda son hallerine yaklaşmış durumdaydı. Dolayısıyla bu çalışmanın ortaklarının bir araya gelerek çalışmanın ürünü olan haritalar konusunda kendi aralarında bir tartışma yapmasına ihtiyaç bulundu. Bu toplantıda bu ihtiyacı karşılamayı umuyorduk

2. Nisan ayı içinde Van ve Manisa-İzmir’de yapılacak yerel toplantıların organizasyonu: Çalışmanın nihai hedefi haritaların hak mücadelesinde stratejik plan hazırlama ve müdahale geliştirme konularında yararlı araçlar olarak kullanılmasını sağlamaktır. Bu hedef doğrultusunda, elimizdeki haritalar üzerinden vakanın içerdiği paydaşların katılımıyla her bir vakaya ait stratejik eylem planı veya önerileri hazırlamak amacıyla Van, Manisa ve İzmir’de yerel toplantılar düzenlenmesi planlandı. Ankara’daki buluşmamızda bu toplantıların içeriğiyle ilgili yerel gruplarla tartıştık ve görüş alış verişinde bulunduk.

Sonuç:

Toplantı sonucunda, çalışmanın bir sonraki ayağında, bir dizi yerel toplantıyı haritaların konu aldığı vakaların vuku bulduğu yerel bağlamlarda yapma kararı alındı. Bu toplantıların içeriği, yerel bağlamlarda toplumun müdahalesinin ve kamunun etkinliğinin güçlendirilmesi ve ilgili taraflar arasında daha etkin iletişim yerel mekanizmalarının geliştirilmesini hedefleyen bir süreci, ilgili konularda çok ortaklı yerel protoköller ve eylem planları geliştirme vizyonu ile tartışacak şekilde düşünüldü.


Yuvarlak Masa Toplantıları: Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması / Aralık 2010

28 Haziran 2011

Altta ayrıntılı içeriğini bulacağınız yuvarlak masa toplantıları ile, Selendi linç vakası,  Sıdıka Platin’e yönelik şiddet vakası, Siyah Pembe Üçgen LGBTT Derneği’nin kapatılma davası, Kürtçe konuşan hastayı reddeden doktor, veya Gadir-i Hum bayram olsun girişimi gibi özgül senaryolara dair yapmış olduğumuz harita çalışmalarının geldiği noktada, vakaların vuku bulduğu bağlam ile ilgili farklı disiplinlerden katılımcılar ile ele aldığımız vaka haritalarının analiz ve tartışmasını yapmak istedik. Yuvarlak masa formatında yaptığımız toplantılar ile ele alınan vakalar bağlamında, ancak onlarla sınırlı kalmayan, onlardan hareketle benzeri toplumsal sorunların genel örüntülerini sorunsallaştıran tartışmalar gerçekleştirdik. Bu tartışmalarda, üzerine konuşacağımız vakaya dair hak mücadelelerinde yaşanan ilişkiler ağını analiz ederken, buradan yola çıkarak ayrımcılıkların iktidar temelli izleklerini daha genel seviyede tartıştık.

Toplantılar 22-25 Aralık 2010 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşti.

1. Linç girişimi karşısında kamu idaresinintutumu: Romanların Selendi’den yollanması / Manisa

22 Aralık 2010

Katılımcılar:

Deniz Yükseker, Koç Üniversitesi Göç Çalışmaları; Yaşar Adanalı, Stuttgar Üniversitesi; Hacer Foggo, insan hakları aktivisti; Murat Güvenç, İstanbul Şehir Üniversitesi; Nalan Erkem, insan hakları aktivisti;

İçerik:

Toplantı çağrı metni: indir / Toplantı notları: indir / Deşifre metni: indir / Harita görseli: indir

 

2. Kadına yönelik şiddet karşısında kamunun tutumu: Sıdıka Platin vakası / Van-Saray

23 Aralık 2010

Katılımcılar:

Nalan Erken, insan hakları aktivisti; İlknur Üstün, KADER; Nebahat Akkoç, KAMER; Sevim Salihoğlu, İHD; Neslihan Akbulut, AKDER; Hale Akay, hYd; Betül Çelik, Sabancı Üniversitesi; Ayşe Yüksel, Sabancı Üniversitesi; Nurperi İrtan, Mor Çatı; Melek Göregenli, İHOP; Gözde Akay, hYd

İçerik:

Toplantı çağrı metni: indir / Toplantı notları: indir/ Deşifre metni: indir/ Harita görseli: indir

 

3. Örgütlenme Özgürlüğünde LGBTTayrımcılığı: Siyah Pembe Üçgen Davası / İzmir

24 Aralık 2010

Katılımcılar:

Cihan Hüroğlu, LAMBDA; Hakan Ataman, İnsan Hakları Gündemi Derneği; Volkan Yılmaz, Leeds Üniversitesi; Oktay Cerit, Siyah Pembe Üçgen Derneği; Zeynep Atamer, Sosyal Değişim Derneği

İçerik:

Toplantı çağrı metni: indir/ Toplantı notları: indir/ Deşifre metni: indir/ Harita görseli: indir

 

4. a. Dinine göre resmii bayram tescili: Gadir-i Hum bayram olsun girişimi / Antakya

4.b. Sağlık hizmetine erişimde resmi dil şartı: Kürtçe konuşan hastayı reddeden doktor / İzmir

25 Aralık 2010

Katılımcılar:

Semra Berrak, İHD Antakya; Neslihan Akbulut, AKDER; Hakan Gürvit, Çapa Tıp Fakültesi; Gülsüm Önal, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü; Yılmaz Ensarioğlu, SETA; Cafer Solgun, Yüzleşme Derneği; Özge Genç, TESEV; Beyhan Sunal, Bilgi Üniversitesi; Ebru İlhan, TESEV

İçerik:

Toplantı çağrı metni: indir/ Toplantı notları: indir/ Deşifre metni: indir/ Harita görseli: harita 1, harita 2


Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması Projesi Çalışma Notları – Nisan 2010

15 Mayıs 2010

Devam etmekte olan “Türkiye’de Ayrımcılık Ağları” adlı çalışma, öngörülen takviminin takriben yarısını tamamlamış bulunmakta. Birbiriyle iç içe geçmiş bir dizi toplantı/buluşma/atölye çalışması üzerinden ilerleyen çalışma, 12–14 Mart 2010 tarihlerinde Antakya’da gerçekleştirilen geniş kapsamlı buluşmayla da bu takvimin önemli dönemeçlerinden birini almış oldu. Önceki raporlarda ve çalışma notlarında da belirtildiği üzere “Ayrımcılık Ağları”, beraber çalıştığımız hak örgütlerinin gönüllülerinden oluşan bir ekibin, çalışma grubunun koordinatörlüğünde ve yönlendiriciliğinde, üç bölgede yürütmekte olduğu bir saha çalışmasına dayanmakta. Bu ekibin oluşturulması, çalışma sürecine dair bilgilendirilmesi, söz konusu araştırmanın kavramsal ve pratik içeriği hususunda sınırlı da olsa teçhizatlandırılması, Antakya toplantısı öncesi aşamalarda gerçekleştirildi. Antakya buluşmasından beklenen somut sonuç ise saha çalışmamızın konusunu oluşturan ‘ayrımcılık vakalarının’ nihai olarak kararlaştırılmasıydı. Sekiz şehirden toplam otuz dokuz kişinin bir araya geldiği bu toplantıya dair bir değerlendirmeyi aşağıda bulabilirsiniz.

Antakya Öncesi

Toplantıya nasıl hazırlanıldı?

30 Ekim–1 Kasım 2009 tarihinde Şile’de gerçekleştirdiğimiz çalışma seminerinin ardından yerel vakaları tarama ve derleme safhası başladı. Bu derleme süresinin iki ay kadar sürerek 2010 Ocak sonlarına doğru tatminkâr sayıda vaka toplanmış olacağını planlıyor idik. Buna göre vaka havuzundan haritalanmak üzere araştırılacak örneklerin Antakya’da düzenlenecek çalışma toplantısında tüm çalışma ekibinin birlikte yapacağı değerlendirme ve inceleme sonucunda belirlenmesine karar vermiştik.

Vaka derleme safhasındaki ilerleme Ocak ayı sonlarına doğru umulan seviyede gerçekleşmemiş olduğundan çalışma ekibinin yerellere ziyaretlerde bulunmasının uygun olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine araştırma koordinatörü Fırat Genç, çalışmanın gönüllü asistanı Umur Başdaş ile Van’a ve ardından tek başına İzmir’e Şubat ayı içerisinde ziyaretlerde bulundu. Bu ziyaretlerde yerel ekiplerle çalışarak, örgütlerin arşivlerinden ek vakalar derlemesinin faydalı ve gerekli olduğu düşünülmüştü.

Yapılan seyahatlerle ne hedeflenmişti?

Bu ziyaretler neticesinde i) çalışmaya katılan örgütler ve yerel ekiplerle temas kurularak örgütlerin/grupların arşivlerinin ve ayrımcılık temelinde alınmış başvuruların gözden geçirilmesi; ii) yerel ekiplerden kişilerin de katılımıyla arşivlerden derlenen çalışmanın amaçlarına ilk elde uygun görülen vakaların künye bilgilerinin vaka analiz şablonuna geçirilerek kaydedilmesi; iii) kaydedilen vakaların çalışmanın iletişim ağına e-posta ile iletilmesi; iv) yerellerde bu çalışmaya dâhil edilebilecek alternatif örgüt ve kişilerin saptanması amaçlanmıştı. Böylece, Antakya’ya varıldığında, içerisinden seçim yapabileceğimiz bir vaka havuzunun oluşturulmasını öngörmüştük. Sürecin ilk aşamalarında tasarladığımız çalışma üslubuna, yani üzerinde derinlemesine araştırma yapılacak vakaların yerellerden gelen ekiple beraber tartışılması ve seçilmesi üslubuna sadık kalabilmek için böyle bir havuza ihtiyaç vardı. Ancak başta hedeflenen temponun uzaktan iletişim kanallarıyla sağlanamaması üzerine bu ziyaretlerin yapılması bir zorunluluk halini aldı.

Antakya’ya varıldığında elimizde ne vardı?

Planlanmış olmasına rağmen gerçekleştirilemeyen Çukurova bölgesi ziyareti haricinde diğer iki bölgeye yapılan ziyaretler yukarıdaki amaçlara uygun gerçekleşti.  O aşamaya kadar toplanmasında zorlanılan örnek vakaların sayısında önemli bir artış oldu, Antakya’ya toplantısına geldiğimizde değerlendirmeye tâbi tutulacak üç bölgeden toplam kırk bir adet örnek vardı.

Bu niceliksel fark önemli olmakla birlikte belki de daha da önemli olan nokta yerellerdeki çalışma ekiplerinin niteliği ile ilgiliydi. Bu ziyaretler yoluyla Şile toplantısı ardından geçen zaman içerisinde bu ekiplerin çalışmanın ruhunu, takvimini, üslubunu ve teknik aşamalarını ne ölçüde anladığına dair bir değerlendirme yapma fırsatına hâsıl olduk. Bu değerlendirme neticesinde Antakya toplantısı için öngörülen programda değişiklikler yapmak durumunda kaldık. Aşağıda daha detaylı aktarılacağı üzere, yalnızca örnek vakaların beraber tartışıp seçilmesini içeren ilk taslak programa Şile toplantısında yapılan eğitim çalışmasının bir benzerini eklemeyi uygun gördük.

Bu ziyaretlere dair vurgulanması gereken bir son nokta ise yerel ekiplerin yeniden biçimlenmesine dair olmalı. Sürecin başında oluşturulan ekiplerden düşen arkadaşlarımız olduğu gibi bu ziyaretler sırasında tanıştığımız ve çalışmamıza ilgi gösteren arkadaşlar da oldu. Böylece Antakya’ya çalışmayı daha da sindirmiş, nasıl bir üslup ve zamanlamayla ilerleyeceğini bir ölçüde kavramış bir katılımcı grubuyla varmak mümkün oldu.

Antakya Atölyesi

Antakya’da kimler bizimleydi?

Atölyeye sekiz şehirden ve on bir ayrı örgütten toplam otuz dokuz kişi katıldı (EK-A). Şile toplantısında hazır bulunan katılımcılardan kimileri Antakya’da bizimle olmazken çalışmaya yeni eklenip de Antakya toplantısına katkı sunanlar da oldu. Şile’ye Van’dan gelen hYd ekibi ve Mersin ve Tarsus’tan gelen İHD ekipleri, Antakya atölyesine dâhil olmadılar. Buna karşılık Van Kadın Derneği, Ruhisak, Türkiye Sakatlar Derneği, Ak-Der, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği ve Roman Dernekleri Federasyonu gibi çalışmamızın içeriği itibariyle yapıcı katkı sunabilecek örgütlerden yeni arkadaşlarımız ekibe eklendi ve tartışmalara katkıda bulundu.

Atölyenin muradı neydi?

Yukarıda da aktarıldığı gibi atölyenin birinci hedefi, oluşturulan vaka havuzundan nihaî bir seçim yapılmasıydı. Toplanan ve künyeye işlenen ancak henüz ayrıntısıyla hikâyelendirilmemiş kırk bir adet vakanın ona/on bire indirilmesi öngörülmüştü. Böylece basitleştirilmiş bir saha çalışması sonucunda detaylarına vakıf olabileceğimiz ve üzerine haritaları inşa edebileceğimiz somut/çalışılabilir örneklere varmış olmayı hedefliyorduk.

Bu birinci hedefin yanına, Şubat ayında yapılan Van ve İzmir ziyaretlerinin gösterdikleri doğrultusunda, bir ikincil hedef daha eklendi. Şile’de kapsamlıca yaptığımız eğitim çalışmasının bir benzerini Antakya’da da yaptık. Ayrımcılık mevzuunun tanımına, kavramın anlamına ve gündelik hayattaki işleyiş pratiklerinin mekanizmalarına dair bilgilendirici bir tekrarı içeren bu eğitim çalışması Burak Arıkan’ın yaptığı ‘haritalama ne demektir?’ sunumuyla birlikte katılımcıların zihinlerindeki soru işaretlerinin büyük ölçüde giderilmesini mümkün kıldı.

Çalışma grubu, içeriğe dair bu hedeflerin yanı sıra önümüzdeki ayların takviminin oluşturulması ve de yerel ekiplerin ihtiyaçlarının belirlenmesi gibi daha pratik hedefleri de gözetmekteydi.

Atölyenin içeriği neydi?

12–14 Mart tarihleri arasında üç gün olarak planlanan buluşmanın ilk günü çalışma grubunun koordinasyon toplantısına ayrıldı. Bu toplantıda ilk olarak sürecin işleyişine, pratik ve teorik pürüzlere, geride bırakılan aylarda karşılaşılan sorunlara ve önümüzdeki ayların takviminin çıkarılmasında gözetilmesi gereken önceliklerin ne olacağına dair istişarede bulunuldu. Bu ilk aşamanın ardından ise vaka havuzunda biriken örneklerin her birinin bir ön incelemeye tâbi tutulmasına geçildi. Bu ön inceleme sonucu her bir vakanın, yerel ekiplerce bizlere ulaştırılan kısa özetler üzerinden ve araştırmacının yönlendiriciliğiyle, gözden geçirilmesi hedeflenmişti. Bu hedef doğrultusunda kırk bir vakanın (EK-B) her biri değerlendirildi, geniş toplantı esnasında yapılacak tartışmanın aksları belirlendi, nihaî vaka seçim için öncelik teşkil edebilecek kriterlerin neler olabileceği tartışıldı. Gün boyu süren vaka değerlendirmesinin ardından, bir sonraki aşamada, yani yerel katılımcıların bölgelerine döndüklerinde başlayacakları taramada onlara yol gösterici olması murat edilen bir kılavuz oluşturuldu (EK-C).

İlk günün sonunda Antakya’ya varan geniş ekibin de eklenmesinin ardından ikinci ve üçüncü günler iki aşamalı bir işleyişle devam etti: eğitim çalışmaları ve vaka değerlendirmeleri. Bu eğitim sunumlarında ilk olarak felsefeci Nilgün Toker, ayrımcılığın kavramsal içeriğine dair yaptığı sunumuyla katılımcılara bu hususta bir hissiyat kazandırmayı, onlara ayrımcılık pratiklerinin başka türden tahakküm ilişkilerinden nasıl ayrılabileceğine dair bir katkı sunmayı amaçladı. Soyutlama düzeyinde yürüyen bir tanımlama faaliyetini daha gündelik ve somut örnekler üzerinden açıklayan bu sunumun sonucunda –ki benzer bir sunum Şile toplantısında da yapılmıştı– katılımcıların sahada karşılaştıkları sorunları bir ölçüde aşabilmelerini murat etmekteydik.

İkinci eğitim çalışmasını sürdüren sosyal psikolog Melek Göregenli ise gündelik hayatta vuku bulan pratikler içinde ayrımcılığın nasıl ayırt edilebileceğine dair daha ayrıntılı bir sunum yaptı. İzleyicilerin de yoğun ve aktif katılımıyla süren eğitim çalışması hak mücadelesi sürdüren örgütlerin çalışanlarının ayrımcılık pratiklerini nasıl kavradıkları, ayrıştırdıkları, kategorize ettikleri ya da bu türden pratikler arasında nasıl bir hiyerarşi kurdukları gibi sorulara yanıtlar vermesi bakımından hayli ilgi çekiciydi.

Üçüncü eğitim çalışmasını ise haritalama yönteminin ne anlama geldiği, pratik olarak nasıl işlediği ve tarihsel kökenlerinin ne olduğu sorularına yanıt arayan Burak Arıkan yaptı. Yine Şile’de yapılanın bir benzeri olan bu sunum katılımcıların zihnini kurcalayan boşlukların giderilmesi ve de ilk kez bizimle olan katılımcıların bu yöntemle neyin kastedildiğini daha iyi kavramaları açısından faydalı oldu.

Eğitici sunumların dışında kalan mesai vakti ise yoğun bir biçimde vakaların tartışılmasıyla geçti. Yukarıda aktarıldığı üzere her bir vaka çalışma grubu tarafından gözden geçirilmiş ve politik/lojistik/pratik bir dizi kriter uyarınca bir ön eleme yapılmıştı. Ancak bu ön elemeyi tümüyle tamamlanmış kapalı bir aşama olarak görmeyip tüm bir eleme sürecini detaylarıyla tüm grupla tekrardan yapmayı uygun gördük. Böylesi bir çalışma yönteminin yerellerden katılan ekiplerin haritalama yönteminin ruhuna daha kolay intibak etmesini sağlayacağı düşüncesinden hareket ettik. Meşakkatli bir tartışma sürecinin ardından ise üzerine yoğunlaşacağımız vakaların nihaî listesini oluşturduk. Buna göre Van çalışma grubunun önerdiği üç, İzmir çalışma grubunun önerdiği dört ve Çukurova çalışma grubunun önerdiği üç örnek daha detaylı şekilde araştırılmak ve haritalamada kullanılmak üzere seçildi (Antakya sonrası yapılan kimiz revizyonları da içeren nihai liste EK-D’de bulunabilir). Tekrarlamak gerekirse, bu vakaların seçiminde lojistik ve idari kolaylıklar gözetildiği gibi, ayrımcılık pratiklerinin farklı veçhelerinin ortaya konması da hedeflendi. Sonuç olarak seçilen on vaka kadına yönelik ayrımcılığı, cinsel yönelim ayrımcılığını, dinsel ve etnik kökenden kaynaklanan ayrımcılıkları konu etmemize imkân sağlayan vakalardan seçilmiş oldu.

Değerlendirme aşamasının ardından atölyenin son aşamasında araştırma koordinatörü hazırlanan kılavuzu ekibe takdim etti ve ilk aşamada bilhassa dikkat edilmesi gereken hususları aktardı. Grupların yol alırken nelere dikkat kesilmeleri gerektiği, nasıl bir çalışma yönteminin izlenebileceği katılımcılara açıklanmaya çalışıldı.

Üç günün sonunda ise yerel ekipler tüm bu süreç boyunca karşılaştıkları zorlukları, pratik ve teorik anlamda yaşadıkları bocalamaları aktardılar ve ihtiyaç duydukları kalemlerin bir listesini çalışma grubuna ilettiler.

Atölye sonucunda nasıl bir işleyiş planı oluşturuldu?

Çalışma grubunun birinci gün yaptığı koordinasyon toplantısında alınan karara göre Nisan ayıyla Haziran ayının ortasına kadarki süre nihaî olarak seçilen vakaların derinlemesine incelenmesine ve hikâyelendirilmesine ayrılmış durumda. Bu süre zarfında yerellerde toplanan enformasyon nitelikli bir bilgiye dönüştürülecek ve haritalama yönteminin gerekleri uyarınca görselleştirmeyi yapacak Burak Arıkan’a ulaştırılacak.

Nisan ayının başı itibariyle yerel ekiplerin kendi bölgelerinde koordine olmaları ve birlikte bir çalışma düzenini işletmeye başlatmaları da alınan bir başka karardı.

Bu üç aylık süre boyunca araştırmacının sürekli olarak yerellerle iletişim halinde olması, onları koordine etmesi ve yolda oluşan krizlere acil çözüm üretmesi uygun görüldü.

Uzaktan yürütülen bu koordinasyonun paralelinde ise araştırmacının yerellerde yürüyen saha çalışmasına yeri geldiğinde doğrudan katılması da kararlaştırıldı. Buna göre araştırmacı her bir araştırma bölgesine en az bir kere olmak üzere ziyaretlerde bulunacak, çalışmanın sarih biçimde ilerleyebilmesi için yerel ekipleri yönlendirecek ve de hedeflenen tarihte tüm saha verisinin harita diline tercüme edilerek Burak Arıkan’a ulaştırılmasını sağlayacak.

Haziran ayıyla Ekim ayı arasındaki süre ise görsel diyagramların hazırlanmasına ve somut vakalardan yola çıkan makalelerin ilgili kişilerce yazılmasına ayrıldı. Araştırmacının koordinatörlüğünde sürecek bu iki paralel çalışmanın nihayete erdiği noktada ise –takriben Ekim ayının ikinci yarısında– çalışmanın nihai ürünlerinin (haritalar, makaleler) takdim edileceği bir sempozyum tertip edilecek. Bu sempozyuma haritalama yönetimi üzerine çalışmalar yapan ve uluslar arası planda da tanınan kimi isimlerin, çalışma grubunun talep ettiği makaleleri üstlenecek müelliflerin, ayrımcılık hususunda çalışan akademisyen ve hak mücadelesi gönüllülerinin, sivil toplum dünyasından ilgililerin ve elbette ki yerellerde çalışmayı sürdüren ekibin tümünün davet edilmesi uygun görüldü.

Antakya Sonrası

Hangi aşamadayız?

Atölye ardından geçen bir ay zarfında yerel ekipler ancak koordine olup bir araya gelmiş durumdalar. Bu ilk toplantı neticesinde vaka tercihlerinde kimi revizyonlar oldu. Antakya’da belirlenen vakalardan ikisi eksilirken, Adana grubundan önerilen bir başka vaka listeye eklendi (EK-D’de verilen liste bu revizyonlar neticesinde oluşturulmuştur).

Çalışmanın saha araştırması faslının nihayete ermesi için dokuz haftalık bir sürenin kaldığı gözetildiğinde bir derlenip toparlanmaya ihtiyaç olduğu açıktır. Zira aradan geçen süre içinde yalnızca vakalara dair resmi dokümanlar yerel ekiplerce koordinatöre ulaştırılmış, ancak niteliksel izlenimlerin edinilebileceği yüz yüze mülakatlar halen başlatılmamıştır. Dolayısıyla araştırma koordinatörünün gerek görülen yerlere ara ziyaretler yapmasında fayda olacaktır.

Bu koordinasyon çalışmasının paralelinde ise Antakya çalışmasına İstanbul’dan katılan kurum temsilcileriyle hYd ofisinde daha ufak çaplı atölyeler sürdürülmekte. Bu atölyelerden murat elden ise, yine çalışma grubunun kararı uyarınca, engellilik ve dinsel haklar temaları üzerinden ilerleyecek ve coğrafi kapsam olarak daha geniş bir alana dair söz söylemesi öngörülen iki haritanın bu grup tarafından oluşturulmasıdır.

Fırat Genç

14.04.10


Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması Projesi 2009 Yılsonu Raporu

15 Mayıs 2010

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) inisiyatifiyle başlayan ve şu zamana dek ‘Ayrımcılık Haritası’ adıyla anılan çalışma bütününün esasen iki amaca yöneldiği söylenebilir. Genel düzeydeki ilk amaç toplumsal ilişkilerin her alanında karşılaşılabilen –etnik, cinsel, dinî, vb.– ayrımcılık pratiklerinin anlaşılır kılınıp analiz edilmesine katkıda bulunmaktır. İlkiyle ilintili ikinci amaç ise insan hakları alanında farklı stratejiler ve taktiklerle de olsa birbiriyle ilişki halinde mücadele sürdürme gayretinde olan örgütlerin ayrımcılık pratiklerine karşı daha donanımlı kılınması ve mücadele kapasitelerinin yükseltilmesidir. Hiç şüphesiz bu iki amaca dönük birden fazla çalışma pratiği üretmek mümkündür. Bizim çalışmamız ise “haritalama” yöntemini kullanarak bu alana bir katkıda bulunmayı hedeflemiştir.

“Haritalama” yöntemi, en basit düzeyde, toplumsal hayatın içine dağılmış bilgi kırıntılarını, önceden belirlenmiş kıstaslar uyarınca derlemek ve bunları birbiriyle ilişkilendirerek anlaşılır kılmak biçiminde tanımlanabilir. Dolayısıyla, bu kıstasların belirlenmesi, varsayımların oluşturulması, tanımların anlaşılır kılınması, verilerin ulaşılabilir hale getirilmesi, bu verilerin uygun araçlarla yan yana getirilmesi gibi hem kavramsal hem de pratik bir dizi aşamanın kaydedilmesini zorunlu kılar. Bu anlamda çalışma ekibinin iç içe geçmiş bu aşamaları koordine etmesi gerekir.

2009’un haziran ayından bugüne ilk altı ayda yapılanları –kavramsal ve pratik– iki düzeyde özetleyebiliriz.

Kaynak havuzu oluşturma:

Çalışma esnasında karşılaşılabilecek sorulara dair düşünsel bir tahkimat oluşturmak amacıyla Türkçe ve yabancı dillerde üretilmiş bir dizi çalışmayı içeren bir kaynak havuzu oluşturuldu. Bu havuzu kabaca ikiye ayırabiliriz.

İlk grupta ayrımcılık başlığının altını doldurmayı amaçlayan çalışmalar yer almakta. Ayrımcılığın hangi kriterler ve kerteler üzerinden tanımlanacağı, farklı söylemsel pratiklerin ayrımcılıkla ne türden bir ilişkiye girdiği ya da ayrımcı pratiklerin olgusal olarak nasıl hayat buldukları gibi sorular bu ilk grup çalışmaların konusunu oluşturmakta.

İkinci grupta ise, bir yöntem olarak haritalamanın ve “ağ analizi”nin anlaşılmasına dönük çalışmalar yer almakta. Bu çalışmaların incelenmesiyle yalnızca içeriksel değil biçimsel sorulara da yanıt oluşturmak hedeflenmiştir. Yeni sayılabilecek bu literatürün Türkçede henüz bir ürünü olmadığı belirtilmeli. Bu sorunu bir nebze olsun aşabilmek için bir dizi kaynağı tercüme etmeyi uygun gördük.

İstişare toplantıları:

Çalışmanın ilk altı ayında İstanbul, Ankara ve İzmir’de toplam dört adet toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantılar neticesinde araştırmacıya çalışma boyunca düşünsel anlamda yardımcı olacak ve bir tür “danışma grubu” işlevi görecek bir grup oluşturuldu.

Bu buluşmalarda çalışmanın bütününe dair kavramsal ve pratik sorulara cevap üretmeye çaba sarf edildi. Bu minvalde hYd’nin geçen yıl sonlandırdığı haritalandırma projesinden (StraMap: işkence haritası) elde ettiği sonuçlar ve tecrübeler üzerinden bir dizi başlık tanımlandı, sorun teşkil edebilecek düğümlere işaret edildi ve bir tartışma zemininin ana noktaları tanımlandı. Araştırmacı bu aşamanın sonuçlarını çalışma notlarında periyodik olarak kayda geçirdi.

Özetle çalışmanın kavramsal boyutuna dair dört noktada mutabakata varıldı:

Ayrımcılık ifadesinin, günlük kullanımdaki tüm yaygınlığına rağmen (ve belki de tam da bu nedenle), gerek teorik gerek metodolojik anlamda sorun yaratabilecek bir ifade olduğu bir başlangıç noktası kabul edildi. Bu sorunu aşabilmek için ayrımcılığın ne olduğu sorusuna cevap verirken, sınırları kati bir şekilde belirlenmiş kapalı bir tanımdan hareket etmemek gerektiğinde anlaşıldı. Bu minvalde araştırmacının “danışma grubu”yla birlikte ürettiği bir dizi kriterden hareket ederek somut vakalara ulaşan, ardından bu vakalardan yola çıkarak tanımları üreten bir çalışma düzeni hayata geçirildi.

Bir önceki paragrafta özetlenen kaygıya paralel olarak, kurumsal yapıların normatif söylemleri yerine gündelik yaşamın her alanında karşımıza çıkan iktidar yapılarının kendisini çalışmanın odağına yerleştiren bir saha çalışması planlandı.

“Ayrımcılık Haritası”nda ilişkisellik üzerinden işleyen bir düşünme sürecinin işletilmesine karar verildi. Bir başka ifadeyle, haritanın, ayrımcı pratiklerde bulunan, ayrımcı söylemleri üreten ve kullanan öznelerin kendilerine değil, değişkenlik arz eden özneler arasındaki ilişkilere yoğunlaşmasında mutabık kalındı.

Yukarıdaki üç maddenin hayata geçirilebilmesinin koşulu olarak çalışmanın kalitatif araştırma araçlarını kullanmasının şart olduğu belirlendi. Bu yöntemle elde edilen somut hikâyelerin, spesifik vakaların masa başında üretilen çalışmaları daha da zenginleştireceği, üzerinde mutabık kalınan son nokta oldu.

Çalışma grubu toplantıları:

Araştırma ekibinin koordinatörlüğündeki masa başı buluşmalarıyla belli bir olgunluğa ulaştırılan çalışma İHOP bileşeni örgütlere aktarıldı. Bu aktarımla birlikte araştırma ekibi İHOP düzeyinde işlerlik kazanmış oldu. Hâlihazırda kendi arasında çalışmaya başlamış olan ekip, bu aşamadan sonra iki adet atölye çalışması yaptı.

İstanbul’da gerçekleşen ilk atölyede ağ haritalarının tarihine, üzerine yaslandığı kavramlara, kullandığı araçlara, kullanım alanlarına ve olası grafik düzenlemelerine dair bir seminer gerçekleştirildi. Bu seminerle birlikte araştırmacıyla görsel tasarımcı arasındaki işbirliğinin sınırları net bir biçimde tanımlanmış oldu.

Ankara’da gerçekleşen ikinci atölyede ise çalışma grubuyla İHD ve Mazlumder genel merkezlerinin temsilcileri bir araya geldi. Böylece çalışmanın hareket noktası, düşünsel çerçevesi, yaklaşımı, takvimi ve teknik araçları çalışmanın birlikte yürütüleceği insan hakları örgütleri nezdinde de kesinleştirilmiş oldu. Proje dâhilinde gerçekleştirilmesi öngörülen saha çalışmasının hangi şehirlerde daha iyi sonuç vereceğine dair kesin bir karara varıldı. Kavramsal, lojistik ve örgütsel düzeyde belirlenen kriterler sonucunda İzmir, Van ve Adana-Mersin-Hatay saha alanları olarak sabitlendi. Bu üç bölgede İHOP bileşeni örgütlerin yerel temsilcilerinden kurulacak çalışma takımlarıyla –araştırmacının koordinatörlüğünde– saha çalışmasının sürdürülmesi kararlaştırıldı.

Araştırma ekiplerinin oluşturulması:

Çalışma grubu, öngörülen çalışma pratiği uyarınca, 2009 yaz aylarında (Temmuz ve Ağustos) sırasıyla Van, İzmir ve Adana-Mersin-Tarsus-Hatay mıntıkalarına bilgilendirme ziyaretleri yaptı. Önceden kurulan bağlantılar üzerinden dört örgütün mevcuttaki bileşenleriyle/yerel şubeleriyle toplantılar gerçekleştirdi.

Bu toplantılarda çalışmanın niyeti, ortaya çıkış öyküsü, beklentileri ve olası takvimi aktarıldı. Süreç içerisinde beraber çalışabileceğimiz ekiplerin oluşması için yapılan çağrı tekrarlandı.

2009 Eylül ayı itibariyle yaklaşık otuz kişilik bir araştırma takımı kesinleştirilmiş oldu.

Bu araştırma takımlarının birbirleriyle sürekli iletişimini mümkün kılmak için bir e-mail grubu (ayrimcilik-haritasi@googlegroups.com) oluşturuldu.

Şile Eğitim Semineri:

30 Ekim-1 Kasım tarihlerinde iki günlük bir eğitim toplantısı için araştırmacı, çalışma grubu ve yerellerde oluşan araştırma ekibi bir araya geldi. Bu eğitim ve çalışma seminerinde Adana, Ankara, Antakya, İstanbul, İzmir, Mersin, Tarsus ve Van’dan 32 kişi hazır bulundu. Yerel ayrımcılık vakalarını derleyecek ve seçilen vakalarla ilgili araştırma yapacak grupları “ağ analizi” yöntemi hakkında bilgilendirmek ve teçhizatlandırmak amacı taşıyan bu buluşma çerçevesinde araştırmacı, bir ayrımcılık vakasının nasıl ayırt edilebileceği, hangi araçlarla oluşturulacağı, ne türden kaynaklardan yararlanılarak oluşturulacağı gibi sorulara yanıt veren bir sunum yaptı. Çalışmanın kavramsal, görsel ve yazınsal içeriğine dair bir aktarımı koordine etti.

Vaka Derleme:

Şile’de gerçekleştirilen eğitim çalışmasıyla birlikte yerellerdeki araştırma ekipleri bulundukları alanlardan örnek vakalar toplamaya başladı. Yerel gazetelerden, ellerindeki mevcut şikâyet dosyalarından ya da sadece kayıt altına alınmamış söylentilerden hareketle daha sonra ayrıntısıyla soruşturulması öngörülen hikâyeler toplanmaya başladı. Bu ilk derlemeyi yerel gruplar nezdinde daha anlaşılır hale sokabilmek için çalışma grubu örnek bir künye oluşturdu. Mevcut durumda yerellerdeki ekipler araştırmacının koordinatörlüğünde ilk örnek vakaları derlemekte. Henüz derinlemesine incelenmemiş bu vakalardan oluşan havuz Şubat 2010’da Antakya’da gerçekleştirilecek geniş çalışma toplantısında bir seçime tabi tutulacak.

Fırat Genç


Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması Projesi Şile Atölye Çalışma Notları – Kasım 2009

15 Mayıs 2010

IHOP çevresinde yürüttüğümüz, “Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması” çalışmamızın ağ analizi eğitim seminerini 31 Ekim – 1 Kasım 2009 tarihleri arasında İstanbul, Şile’de gerçekleştirdik. Bu eğitim ve çalışma seminerinde Adana, Ankara, Antakya, İstanbul, İzmir, Mersin, Tarsus ve Van’dan 32 kişi bir araya geldi.  Geçtiğimiz Temmuz ve Ağustos ayları boyunca, yerel şube ve grupları ziyaret ederek çalışmanın genel amacı, kapsamı ve ana faaliyetleri hakkında ön bilgi vermiştik. Bu sefer, çalışmayı enine boyuna, ayrıntılarıyla paylaşma fırsatı bulduk. Bu çalışma toplantımızın ana amacı, yerel ayrımcılık vakalarını derleyecek ve seçilen vakalarla ilgili araştırma yapacak grupları “ağ analizi” yöntemi hakkında bilgilendirmek ve teçhizatlandırmaktı.

31 Ekim Cuma günü katılımcılar İstanbul’a vardı ve Taksim’den kalkan otobüsle Şile’ye doğru yola çıkıldı. Akşamüzeri Şile’de kaldığımız otele gelindi ve otele yerleşildikten sonra birlikte akşam yemeği yenildi.

1 Kasım Cumartesi günü sabah bölümünde Emel Kurma İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (IHOP) oluşumu, gelişimi ve halen yürütmekte olduğu çalışmalar üzerine bilgi verdi ve IHOP’un “Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması” çalışmasını ne amaçla ve nasıl bir süreçte programına aldığını anlattı. Bu bağlamda projenin süreci ve sonuçları itibarıyla insan hakları alanındaki çalışmalara sağlaması umulan katkılardan bahsedildi. Bununla birlikte, bu proje sırasında çıkabilecek olası güçlükler üzerine fikir yürütüldü ve özellikle vakaların seçimi aşamasında vakalardaki olay örgülerinin haritalandırmaya elverişliliğine dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı. Haritalanacak ayrımcılık vakalarında çeşitliliğin önemine vurgu yapıldı ve engellilere karşı ayrımcılık üzerine en az bir vakanın haritalanmasına karar verildi. Bunun ardından Sevim Salihoğlu Insan Hakları Derneği’nin (IHD) halen yürüttüğü çalışmaları ve ayrımcılığın haritalanması çalışmasından beklentilerini anlattı. Aynı şekilde Nesip Yıldırım da Mazlum-Der’in halen yürüttüğü çalışmaları ve ayrımcılığın haritalanması çalışmasından beklentilerini anlattı.

Öğle yemeğinin ardından günün ikinci bölümü Nilgün Toker’in ayrımcılığın kavramsal ve tarihsel çerçevesi üzerinde yaptığı konuşmayla başladı. Ayrımcılığın ilk basamağı olarak “A ve A-Olmayan” ayrımının kurulmasından bahsedildi ve bu ayrımın  Türkiye’de Erkek-Erkek Olmayan, Sünni-Sünni Olmayan, Laik-Laik Olmayan, Heteroseksüel-Heteroseksüel olmayan, ve Müreffeh-Müreffeh Olmayan ayrımları gibi çeşitli tezahürleri listelendi. Bu ayrımların hiçbir zaman nötr ayrımlar olmadığı, A ve A-Olmayan arasında daima bir hiyerarşi ilişkisinin kurulduğu ve bir kimsenin “A-Olmayan” kimlik kategorisine giren özelliklerin ne kadarını kendi kimliğinde barındırıyorsa o kadar ağır bir dışlanmaya maruz kaldığı vurgulandı. Ayrımcılığın son aşaması olarak “Yerleştirme”den bahsedildi ve Paris’in 1848 olayları ardından yeniden planlanması ve yapılandırılması örneği üzerinden toplumsal ayrımcılık katmanları ile kentsel mekanın bölüştürülmesi arasındaki paralellik anlatıldı. Daha sonra Burak Arıkan ağ analizinin ne olduğunu ve ne gibi kullanım alanları olduğunu görsel örneklerle anlatan bir sunum yaptı. Bu sunum sırasında Euler’in kanal problemi üzerinden ağ analizinin tarihsel kökenlerine değinildi. Daha sonra ağ analizinin düğüm, bağlantı, düğümler arası ilişkinin yönü ve şiddetinin gösterilmesi gibi temel öğe ve teknikleri örnekler üzerinden anlatıldı. Dijital ortama geçirilmiş ağ analizlerinin avantajları, çeşitli bankaların, araştırma görevlilerin, finans yatırımcılarının ilişkilenme biçimlerini gösteren ağ örnekleri üzerinden gösterildi. Özellikle ağ analizinin eldeki geniş ve okunması çok güç verileri görsel olarak özetlenip bu verilerin yorumlanmasının kolaylaştırılması, daha önce görülememiş bağlantıların ortaya çıkarılması, çeşitli düğüm öbekleri arasında iletişim kuran köprü konumundaki düğümlerin belirlenmesi gibi konularda sağladığı kolaylıklar ifade edildi. Bu temel üzerinde Fırat Genç ve Burak Arıkan somut bir ayrımcılık vakasının adım adım ağ analizini yaparak dinleyicilere sürecin canlı bir örneğini sundular.

Kısa bir aranın ardından Emel ve Fırat önümüzdeki çalışma sürecinin genel planını ve aşamaları ile yapılması gereken somut işleri tarif ettiler. Şile’den dönüşün ardından iki aylık dönemde her grubun vaka bulma, olay örgülerini takip edip çıkarma ve haritalandırma sürecine başlaması ve Aralık sonu / Ocak başında eldeki çeşitli vakalarla birlikte tekrar bir araya gelinmesi kararlaştırıldı. Sunumlarla ilgili yapılan soru-cevap bölümünün ardından akşam yemeğine geçildi.

2 Kasım Pazar günü, Burak Arıkan’ın gözetiminde ağ analizi atölye çalışması gerçekleştirildi. Katılımcılar beşer kişilik gruplara bölündü ve gerçek ya da kurgusal bir vaka seçerek bu vakanın haritasını çıkardılar. Yaklaşık bir buçuk saatlik bu çalışmanın ardından her grup kendi vakasını çıkardığı harita üzerinden dinleyicilere anlattı. Her sunumun ardından katılımcılar çeşitli eleştirilerde bulundu ve bu haritalardan yapılabilecek çıkarımlar, geliştirilebilecek stratejiler üzerine fikir yürütüldü. Yine kısa bir aranın ardından Emel’in moderatörlüğünde katılımcıların ayrımcılığın haritalanması projesiyle ilgili görüş, soru ve değerlendirmeleri alındı. Öğle yemeğinin ardından İstanbul’a hareket edildi.


Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması Projesi Çalışma Notları – Nisan 2009

15 Mayıs 2010

‘Ayrımcılık Haritası’ olarak adlandıra geldiğimiz çalışma öbeği, 2009 ve 2010 yıllarını kapsayacak şekilde, iki senelik bir süreç üzerinden tasarlanmıştı. Bu sürecin ilk çeyrek yıllık dönemi tamamlanmış durumda. Bu kısa metinde, gelinen nokta itibariyle vardığımız aşamayı ve önümüze koyduğumuz gündemi ifade etmek istiyoruz. Geniş bir zamana yayılmış ve birden fazla çalışma gurubunun dahil olduğu projenin bileşenleri arasında bir süreklilik ve koordinasyon sağlamak niyetiyle kaleme almaya başladığımız bu çalışma notlarının ilkinde,

i)                 Çalışmanın ardında yatan motivasyonları;

ii)                Ocak 2009 öncesine denk gelen hazırlık aşamasında yapılanları;

iii)              İstişare anlamında projeye katkıda bulunmuş olanların mutabık kaldıkları noktaları;

iv)              Kısa ve orta vadede atılacak adımları tarif etmeye çalışmıştık.

Bu ilk metinde belirtildiği üzere, çalışmamızın kavramsal çerçevesini olgunlaştırmak, karşılaşılabilecek metodolojik sorunları öngörebilmek ve bunlara kısmi de olsa çözümler üretebilmek, ortak bir terminoloji oturtabilmek ve niyetlerimizi kesinleştirmek amacıyla gerçekleştirmeye başladığımız istişare toplantıları, bu ilk üç aylık dönem içerisinde tamamlandı. İstanbul’da toplanan istişare gruplarına ek olarak İzmir’de iki, Ankara’da bir toplantı daha düzenlenerek çalışmamız kapsamında bizlere kavramsal ve pratik öngörülerde ve tavsiyelerde bulunabilecek hukukçu ve akademisyenlerle bir araya gelindi.

Bu toplantılar sonucunda, çalışma boyunca araştırmacılara destek olması öngörülen Danışma Kurulu büyük ölçüde belirginleştirildi, muhataplar haberdar kılındı.

Mikro ve makro hedefler olarak adlandırılabilecek iki düzeyde çalışmamızın hedefleri netleştirildi.

Proje dahilinde gerçekleştirilmesi öngörülen saha çalışmasının hangi şehirlerde daha iyi sonuç vereceğine dair bir mutabakat büyük ölçüde oluşturuldu. Kavramsal, lojistik ve örgütsel düzeyde belirlenen kriterler sonucunda İzmir ve Van, şu aşamada sabitlenen saha alanları. Üçüncüsü içinse henüz kesin bir sonuca varılmadı.

Çalışmanın bütününe dair bir izlek büyük ölçüde belirlendi. Buna göre, birbirinden kopuk olmamak kaydıyla, dört aşama tespit edildi:

Kataloglama

Birinci aşama, bizim kataloglama adını verdiğimiz, paralel tarama çalışmalarını içeriyor. İHOP ofisinin koordinatörlüğünde gerçekleşen bu tarama çalışmaları hâlihazırda başlamış durumda. Bu paralel çalışmaların ürettiği sonuçlar ve sorular, ikinci aşamayı oluşturan saha çalışması için elzem görünmekte. Saha çalışması başlamadan önce bu çalışmaların sonuçlarını almakta fayda var.

Alt haritalar

İkinci aşamayı oluşturan ve üç ayaklı sürecek olan saha çalışması, İHOP’ta yer alan örgütlerin (ve onların kendi alanlarında ulaşabilecekleri, beraber çalışmak isteyecekleri başka örgütlerin) gönüllülerinden oluşturulacak ekiplerle gerçekleştirilecek.

Hâlihazırda, beraber çalışacağımız insan hakları örgütlerine bu yerel ekipleri oluşturmaları için bir ön çağrı yapıldı.

İstanbul’da yapacağımız ve gündemi yalnızca ‘Ayrımcılık Haritası’ projesinden oluşan daha geniş kapsamlı bir toplantıyla söz konusu örgütlerle aramızdaki koordinasyon daha sağlam şekilde tesis edilebilecek ve öngörülen çalışma modeli çalışma arkadaşlarımıza aktarılabilecektir. (Kararlaştırdığımız bu toplantının bir an önce organize edilmesi gerekmektedir.)

Bu modele göre, ilk olarak, bu ekiplerden kendi yerel sahalarında ayrımcılık alanına örnek teşkil edebilecek vakaları toplamaları istenecek.

Bu aşamada veri toplama yöntemlerinin ortaklaştırılabilmesi için her bir ekiple teker teker atölye çalışmaları yapılmalı ve böylece standart bir yönteme varılmalıdır.

Veri derleme noktasında birinci kaynak örgütlerin hâlihazırda ellerinde tuttukları hak ihlali başvuruları olacaktır. Ekipler bu envanter içerisinden kendilerince uygun gördükleri vakaları seçecek ve bunları hikâyelendireceklerdir.

Bizler bu süreçte kolaylaştırıcı olacağımız gibi bu vakaların nasıl ve hangi kriterler neticesinde seçildiğini gözlemlemekle yükümlüyüz. Bu gözlemler neticesinde, partner örgütlerin, ayrımcılık alanı dahilinde düşünülebilecek karmaşık çatışma ilişkilerini nasıl algıladıkları, anlamlandırdıkları ve yorumladıklarına dair bir sonuca varmamız mümkün olacaktır.

Koordineli biçimde sürdürülecek olan bu seçme ve hikâyelendirme çalışmasının ürünü, sınırları daha dar tutulmuş alt haritalar olacak. Saha çalışmasının bu aşaması bittiğinde elimizde en az on adet alt haritanın mevcut olmasını hedefliyoruz.

Ana harita

Üçüncü aşama, bir önceki çalışma safhasında elde edilen alt haritaların bir araya getirilmesiyle oluşturulacak daha kapsamlı bir ana haritanın inşa edilmesini içeriyor. Yaptığımız hazırlık ve istişare toplantılarında bu kapsamda bir haritaya ihtiyaç duyulduğu sonucuna vardık. Böylesi bir harita, tanımlanan zaman aralığı için tüm ülke sathını kapsayan kusursuz bir harita olmayacaktır hiç şüphesiz; ancak, uygun araçlarla ve doğru bir metodoloji izlendiği taktirde, elde ettiğimiz alt haritaların ötesine geçmeye başaran daha bütünlüklü bir sonuca ulaşmanın mümkün olduğu kanısındayız. Henüz saha çalışmasına başlamamış olsak da böylesi bir harita için gerekecek araçların neler olduğunu şimdiden tespit etmekte fayda vardır. Mehmet Gencer, Bülent Özel ve son olarak Burak Arıkan’la yaptığımız ve yapacağımız görüşmeleri bu minvalde değerlendiriyoruz. Atölye çalışmalarına ek olarak, ağ haritalamaları alanında yaratıcı sonuçlar üretmiş uluslar arası çalışmaları izliyor, gerektiğinde çeviriler yoluyla bu malzemeyi ulaşılabilir kılmaya çalışıyoruz.

Raporlar

İki senelik planının sonunda yer alan raporlar, çalışmanın somut sonuçlarının tamamlayıcısı olacaklar. Bu aşamayı planlamak henüz mümkün olmasa da bir noktanın altı ısrarla çizilmelidir. Raporlar, önceki aşamaları oluşturan tarama çalışmaları, saha çalışması, alt haritalar ve ana haritalarla uyumlu biçimde tasarlanmalı, dolayısıyla uygun muhataplardan istenmelidir. Raporların önceki çalışmaların içinden konuşması gerektiği, bu çalışmaları derinden kavraması ve içermesi gerektiği raporları kaleme alanlara ısrarla vurgulanmalıdır.

hYd Çalışma Grubu

15/04/2009


Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması Projesi Çalışma Notları – Ocak 2009

15 Mayıs 2010

İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) inisiyatifiyle başlayan ve şu zamana dek ‘Ayrımcılık Haritası’ adıyla anılan çalışma öbeğinin etrafında biriken soruları kısmen de olsa yanıtlamaya başlayacak seviyeye ulaştık. 2009 ve 2010 yıllarını kapsayacak şekilde iki seneye yayılması planlanan ve birden fazla çalışma grubunun İHOP’un koordinasyonu altında bir araya geleceği bu çalışmanın ardında yatan motivasyonlar nelerdir, Ocak 2009′a kadar süren hazırlık aşamasında neler yapıldı, sürecin şu zamana kadar katılımcısı olanların gelinen aşamada mutabık kaldıkları noktalar nelerdir ve bundan sonra kısa ve orta vadede atılması gereken adımlar nasıl tarif edildi gibi sorulara taslak düzeyinde de olsa bir cevap verilebileceği kanısındayız.

Niçin böyle bir çalışma?

‘Ayrımcılık Haritası’, en genel ifadeyle, bir teşhir projesidir. Türkiye yurttaşlarının farklı saiklerle karşılaştıkları ayrımcı pratiklerin varlığını ortaya koymayı ve daha da önemlisi, böylesi pratiklerin varlığına dair kurumların takındığı tavrı göstermeyi, görünür kılmayı amaçlar. Böylesi bir çalışmayla hedeflenen, elbette ki, (yurttaş olsun olmasın) ülkede yaşayan her bireyin ya da toplumsal grubun tecrübe ettiği ayrımcılık pratiklerinin bir dökümünü vermek değildir. Daha çok, yaşanan somut pratikler üzerinden, izlerini kovaladığımız söylem üzerinden, ayrımcılığın nasıl tarif olunduğuna ve ne türden pratikler üzerinden işlediğine kısmi bir cevap vermeyi hedefliyoruz.

Yaygın kabul gören genel bir kanıya göre Türkiyeliler, bir bütün olarak, dünyanın batısında ya da doğusunda yaşandığını bildiğimiz ırkçı/ayrımcı/kastçı söylem ve uygulamalardan muaftır. Irk ayrımcılığının bizim kadim kültürümüzde var olmadığı, toplumsal yaşamımızın hiyerarşik bir tabakalar dizgesi üzerinden işlemediği, Osmanlı’dan günümüze farklı etnik ya da dinsel toplulukların bu topraklarda huzur içinde bir arada yaşadıkları sıkça tekrarlanan ve genel kabul gören popüler ifadelerdir. Bu yaygın kanının devletin kurumsal işleyişinde ve yasal düzenlemelerinde de yeri olduğunu düşündüğümüzde ayrımcılık mevzuunun niçin bir örtünün altında kaldığı daha net anlaşılacaktır. ‘Ayrımcılık Haritası’nın kendine biçtiği işlev, bu genel kanıyı sorunsallaştırmak, dolayısıyla bu suskunluğu dağıtmaktır.

Hiç şüphesiz, böylesi bir genel iddianın sonucunda iki ayrı kerteye odaklanmanın zorunluluğu karşımıza çıkıyor. Birincisi, toplumsal yaşamın başat kurumlarından olan devletin, ayrımcı pratiklerin üretilmesinde, yaygınlaştırılmasında, kanıksanmasında ve yeniden üretilmesinde nasıl bir role sahip olduğunu göstermek. Devlet aygıtının, bir başka deyişle, bu aygıtı meydana getiren bireylerin, kurumların ve mekanizmaların ürettikleri söylemleri ve pratikleri deşmek. İkincisi, gündelik hayatın kılcal damarlarına sızmış, daha doğrusu, kendilerini bu kılcal damarlarda var eden ve çoğaltan uygulama ve söylemlerin izini sürmek. Ancak bu iki kertenin bir arada düşünülmesi ve sorunsallaştırılmasıyla anlamlı bir yol kat edilebileceği kanısındayız.

Bu türden bir araştırma gündemi, toplumsal alanda varolan ilişkilerin dikey/yatay, mikro/makro düzeylerde eşzamanlı olarak kavranabilmesini mümkün kılacaktır. Böylece, çalışmamızın en temel hedeflerinden biri uyarınca, Türkiye’deki ayrımcılığın 2009-2010 kesitinde aldığı biçimleri tanımlama, bu tanımın altında yer alan uygulamaları tespit ve teşhir etme ve bu doğrultuda çözüm önerileri getirme becerilerini haiz olacağımız umudundayız.

Hangi aşamadayız?

Ocak ayı itibariyle iki seneye yayılması öngörülen bu çalışmanın başlangıç aşamasında bulunuyoruz. Bu aşama itibariyle iki yıla dair kati bir planlamanın oluşturulması, çalışma ve danışma kurullarının kesinleştirilmesi, sürece dair zaman çizelgelerinin hazırlanması gerekiyor. Ancak sıfır noktasında da değiliz. 2008’in yaz aylarından itibaren, özellikle de yılın son iki ayı içerisinde bir dizi masa başı çalışmasıyla süreç başlatılmış oldu. İHOP’un koordinasyonunda bir dizi tarama çalışması hâlihazırda başlamış bulunuyor. Bir tür kataloglama çalışması olarak adlandırılabilecek bu araştırmaların her birinin sonucu, soruları ve tavsiyelerinin harita çalışmasına eklemlenmesi öngörülüyor. Bunun paralelinde yapılan bir dizi istişare toplantısında ise çalışmanın bütününe dair kavramsal ve pratik sorunlara cevaplar üretildi. Bu noktada hYd’nin geçen yıl sonlandırdığı haritalandırma projesinden elde ettiği sonuçlar ve tecrübeler üzerinden bir dizi başlık tanımlandı, sorun teşkil edebilecek düğümlere işaret edildi ve bir tartışma zemininin ana noktaları tanımlandı. Ancak, bu istişare sürecinin henüz nihayete ermediği ve daha da geniş bir katılımla bir süre daha devam etmesinin elzem olduğu vurgulanmalı.

Mutabık kalınan noktalar

Bir bütün olarak çalışmamızın kavramsal boyutuna dair dört noktada mutabakata vardığımız söylenebilir:

Ayrımcılık ifadesinin, günlük kullanımdaki tüm yaygınlığına rağmen (belki de tam da bu nedenle), gerek teorik gerek metodolojik anlamda sorun yaratabilecek bir ifade olduğu noktasında hemfikiriz. Bu sorunu aşmanın bir yolu olarak, ayrımcılığın ne olduğu sorusuna cevap verirken, sınırları kati bir şekilde belirlenmiş kapalı bir tanımdan hareket etmemeye karar verdik. Çalışmanın başlangıç aşamasındaki istişare toplantıları sonucunda üretmeyi öngördüğümüz bir dizi kriterden harekete geçerek somut vakalara ulaşmayı, bu vakalardan yola çıkarak da tanımlarımızı üretmeyi daha anlamlı ve operasyonel buluyoruz.

Bir önceki maddeyle de paralel olarak, kurumsal yapıların normatif söylemleri yerine gündelik yaşamın her alanında karşımıza çıkan iktidar yapılarının kendisini çalışmanın odağına yerleştirmeyi daha uygun buluyoruz.

Bir önceki harita çalışmamızda uyguladığımız yönteme benzer şekilde ‘Ayrımcılık Haritası’nda da ilişkisellik üzerinden işleyen bir düşünme sürecinin işletilmesine karar verildi. Bir başka ifadeyle, haritanın, ayrımcı pratiklerde bulunan, ayrımcı söylemleri üreten ve kullanan öznelere değil, değişkenlik arz eden özneler arasındaki ilişkilere yoğunlaşmasında mutabık kalındı.

Yukarıdaki üç maddenin hayata geçirilebilmesinin koşulu olarak çalışmanın kalitatif araştırma araçlarını kullanmasının şart olduğu belirlendi. Bu yöntemle elde edilen somut hikâyelerin, spesifik vakaların masa başında gerçekleştirilen kataloglama çalışmasını daha anlamlı kılacağı, üzerinde mutabık kalınan son nokta oldu.

Atılacak ilk adımlar

Ocak 2009 itibariyle formel olarak başlaması planlanan iki yıllık çalışmanın öncesinde atılan adımları yukarıda özetlemeye çalıştık. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde, kısa ve orta vadede yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

-         Sürmekte olan istişare toplantılarını genişleterek devam ettirmek. Belirmeye başlayan ortak noktaların sayısını arttırmak, iki yıllık çalışma sürecinde karşılaşabilecek sorunlara karşı araştırmacıları bağışık kılacak kavramsal araçları netleştirmek. (Bu toplantılar sonucunda düzenli aralıklarla toplanıp süreci takip edecek, araştırmacılara danışmanlık yapacak bir danışma kurulunun oluşturulması hedefleniyor. Bu kurulun üyelerinin Şubat itibariyle kesinleşmesi gerekir.)

-         İstişare toplantılarından çıkan sonuçlarla birlikte yerellerde beraber çalışacağımız İHOP bileşeni örgütlere gitmek. Böylece istişare toplantılarının ikinci dalgasını başlatmak.

-         Kataloglama çalışmalarını ve haritalama çalışmasını yürüten çalışma gruplarını kesinleştirmek, her bir grubun süreç içinde beraber çalışabileceği isimleri belirlemek.

-         Çalışma gruplarının ve danışma kurulunun koordinasyonunu yapacak bir ekibi İHOP bünyesinde oluşturmak.

hYd Çalışma Grubu

02/01/2009


Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması Projesi Davet ve Bilgi Mektubu

15 Mayıs 2010

Türkiye’nin “Ayrımcılık Haritası”nı çıkarıyoruz…

Ayrımcılık meselesi, İnsan Hakları Ortak Platformu’nu oluşturan örgütlerimiz, İnsan Hakları Derneği, Mazlum-Der, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi ve Helsinki Yurttaşlar Derneği açısından, öncelikli ve önemli gördüğümüz çalışma alanları arasında yer alıyor. Önemi konusunda hemfikir olduğumuz ayrmcılıkla mücadeleyi de, bu itibarla, IHOP’un önümüzdeki dönem programı için de stratejik bir öncelik olarak tesbit etmiştik. Bu doğrultuda geçtiğimiz aylarda IHOP çerçevesinde örgütlerimizle tartışarak hazırlanıp olgunlaştırılan somut çalışmalardan birisi de Türkiye’deki ayrımcılık uygulamalarının ve dinamiklerinin “haritalanması” olacak.

İlk aşaması 18 ay sürecek olan bu yeni çalışmanın birbirini destekleyen birkaç amacı var:

-           etnik kimlik, dini aidiyet, dil, cinsel tercihler ve fiziksel/zihinsel engel gibi çok çeşitli temeller üzerinden, toplumsal yaşamın her alanında, hem gündelik hayatta hem de kurumsal/yasal çerçevede karşılaşılabilecek ayrımcılık uygulamalarını teşhir etmek,

-           yerel ölçekte ve ülke çapında cereyan eden ayrımcılık pratiklerine dair toplumsal farkındalık yaratmak ve daha geniş kesimlerin bu konuda hassasiyet kazanarak kendi farklı alanlarında olumlu bir dönüşüm için seferber olmasına katkıda bulunmak,

-           ayrımcılıkla mücadele alanında analiz, teşhis ve tedavi kabiliyetimizi geliştirmek,

-           bu mücadelemizin yaratıcılık ve etkinlik seviyesini yükseltmek.

Bu amaçlar doğrultusunda, IHOP çerçevesinde yürütülen istişâre sürecinde karara bağlandığı üzere, Adana (Mersin-Tarsus-Hatay). İzmir ve Van’da örgütlerimizin yerel şubeleriyle birlikte ayrımcılık konusunda “haritalama” çalışmaları yürüteceğiz. Haritalama, hak ihlâllerinin önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına yönelik çabalarda daha etkili sonuçlar elde etmeyi hedefleyen insan hakları örgütlerinin son yıllarda geliştirdikleri yaratıcı yöntemlerden biri.

Bu çalışmanın genel işleyişini, somut unsurlarını ve faaliyetlerini, nasıl bir çalışma stratejisi izleneceğini, önümüzdeki bir yılın nasıl geçirileceğini ayrıntılarıyla konuşmak için Eylül ayı içerisinde bu üç şehrin her birinde, şubelerimizin katılacağı bir atölye çalışması gerçekleştireceğiz.

Ancak, daha planlı, etkin ve kaynaşmış bir çalışma süreci örgütleyebilmek amacıyla, bu atölyelerin öncesinde bir dizi tanışma ziyareti yapmanın faydalı olacağını düşündük. Temmuz ayı boyunca örgütlerimizin bu üç şehirdeki şubelerinde faaliyet gösteren dostlarımızla bir araya gelmeyi arzu ediyoruz. Bu ön ziyaretler sayesinde, yerel çalışma ekiplerimizi ve çalışmayı sürdürebilmek için gerek duyduğumuz  ihtiyaçları tesbit edebilecek, öngörülerimizi ve meramımızı paylaşabilecek, Eylül ayında yapacağımız atölyelere hazır olacak şekilde ortak bir zemin oluşturabileceğiz.

Sizlerden, Temmuz ayı içerisinde gerçekleştirilecek bu tanışma toplantılarına katılacak ve bir buçuk seneye yayılacak bu çalışma kapsamında düzenli vakit ayırarak aktif çalışmaya niyetli en az iki arkadaşımızı belirlemenizi rica ediyoruz. Böylelikle Eylül ayındaki atölyeleri ve sürecin kalanını ayrıntılarıyla konuşmak için verimli bir fırsat yaratmış olacağız.