Türkiye’de Ayrımcılığın Haritalanması Projesi Çalışma Notları – Ocak 2009


İnsan Hakları Ortak Platformu’nun (İHOP) inisiyatifiyle başlayan ve şu zamana dek ‘Ayrımcılık Haritası’ adıyla anılan çalışma öbeğinin etrafında biriken soruları kısmen de olsa yanıtlamaya başlayacak seviyeye ulaştık. 2009 ve 2010 yıllarını kapsayacak şekilde iki seneye yayılması planlanan ve birden fazla çalışma grubunun İHOP’un koordinasyonu altında bir araya geleceği bu çalışmanın ardında yatan motivasyonlar nelerdir, Ocak 2009′a kadar süren hazırlık aşamasında neler yapıldı, sürecin şu zamana kadar katılımcısı olanların gelinen aşamada mutabık kaldıkları noktalar nelerdir ve bundan sonra kısa ve orta vadede atılması gereken adımlar nasıl tarif edildi gibi sorulara taslak düzeyinde de olsa bir cevap verilebileceği kanısındayız.

Niçin böyle bir çalışma?

‘Ayrımcılık Haritası’, en genel ifadeyle, bir teşhir projesidir. Türkiye yurttaşlarının farklı saiklerle karşılaştıkları ayrımcı pratiklerin varlığını ortaya koymayı ve daha da önemlisi, böylesi pratiklerin varlığına dair kurumların takındığı tavrı göstermeyi, görünür kılmayı amaçlar. Böylesi bir çalışmayla hedeflenen, elbette ki, (yurttaş olsun olmasın) ülkede yaşayan her bireyin ya da toplumsal grubun tecrübe ettiği ayrımcılık pratiklerinin bir dökümünü vermek değildir. Daha çok, yaşanan somut pratikler üzerinden, izlerini kovaladığımız söylem üzerinden, ayrımcılığın nasıl tarif olunduğuna ve ne türden pratikler üzerinden işlediğine kısmi bir cevap vermeyi hedefliyoruz.

Yaygın kabul gören genel bir kanıya göre Türkiyeliler, bir bütün olarak, dünyanın batısında ya da doğusunda yaşandığını bildiğimiz ırkçı/ayrımcı/kastçı söylem ve uygulamalardan muaftır. Irk ayrımcılığının bizim kadim kültürümüzde var olmadığı, toplumsal yaşamımızın hiyerarşik bir tabakalar dizgesi üzerinden işlemediği, Osmanlı’dan günümüze farklı etnik ya da dinsel toplulukların bu topraklarda huzur içinde bir arada yaşadıkları sıkça tekrarlanan ve genel kabul gören popüler ifadelerdir. Bu yaygın kanının devletin kurumsal işleyişinde ve yasal düzenlemelerinde de yeri olduğunu düşündüğümüzde ayrımcılık mevzuunun niçin bir örtünün altında kaldığı daha net anlaşılacaktır. ‘Ayrımcılık Haritası’nın kendine biçtiği işlev, bu genel kanıyı sorunsallaştırmak, dolayısıyla bu suskunluğu dağıtmaktır.

Hiç şüphesiz, böylesi bir genel iddianın sonucunda iki ayrı kerteye odaklanmanın zorunluluğu karşımıza çıkıyor. Birincisi, toplumsal yaşamın başat kurumlarından olan devletin, ayrımcı pratiklerin üretilmesinde, yaygınlaştırılmasında, kanıksanmasında ve yeniden üretilmesinde nasıl bir role sahip olduğunu göstermek. Devlet aygıtının, bir başka deyişle, bu aygıtı meydana getiren bireylerin, kurumların ve mekanizmaların ürettikleri söylemleri ve pratikleri deşmek. İkincisi, gündelik hayatın kılcal damarlarına sızmış, daha doğrusu, kendilerini bu kılcal damarlarda var eden ve çoğaltan uygulama ve söylemlerin izini sürmek. Ancak bu iki kertenin bir arada düşünülmesi ve sorunsallaştırılmasıyla anlamlı bir yol kat edilebileceği kanısındayız.

Bu türden bir araştırma gündemi, toplumsal alanda varolan ilişkilerin dikey/yatay, mikro/makro düzeylerde eşzamanlı olarak kavranabilmesini mümkün kılacaktır. Böylece, çalışmamızın en temel hedeflerinden biri uyarınca, Türkiye’deki ayrımcılığın 2009-2010 kesitinde aldığı biçimleri tanımlama, bu tanımın altında yer alan uygulamaları tespit ve teşhir etme ve bu doğrultuda çözüm önerileri getirme becerilerini haiz olacağımız umudundayız.

Hangi aşamadayız?

Ocak ayı itibariyle iki seneye yayılması öngörülen bu çalışmanın başlangıç aşamasında bulunuyoruz. Bu aşama itibariyle iki yıla dair kati bir planlamanın oluşturulması, çalışma ve danışma kurullarının kesinleştirilmesi, sürece dair zaman çizelgelerinin hazırlanması gerekiyor. Ancak sıfır noktasında da değiliz. 2008’in yaz aylarından itibaren, özellikle de yılın son iki ayı içerisinde bir dizi masa başı çalışmasıyla süreç başlatılmış oldu. İHOP’un koordinasyonunda bir dizi tarama çalışması hâlihazırda başlamış bulunuyor. Bir tür kataloglama çalışması olarak adlandırılabilecek bu araştırmaların her birinin sonucu, soruları ve tavsiyelerinin harita çalışmasına eklemlenmesi öngörülüyor. Bunun paralelinde yapılan bir dizi istişare toplantısında ise çalışmanın bütününe dair kavramsal ve pratik sorunlara cevaplar üretildi. Bu noktada hYd’nin geçen yıl sonlandırdığı haritalandırma projesinden elde ettiği sonuçlar ve tecrübeler üzerinden bir dizi başlık tanımlandı, sorun teşkil edebilecek düğümlere işaret edildi ve bir tartışma zemininin ana noktaları tanımlandı. Ancak, bu istişare sürecinin henüz nihayete ermediği ve daha da geniş bir katılımla bir süre daha devam etmesinin elzem olduğu vurgulanmalı.

Mutabık kalınan noktalar

Bir bütün olarak çalışmamızın kavramsal boyutuna dair dört noktada mutabakata vardığımız söylenebilir:

Ayrımcılık ifadesinin, günlük kullanımdaki tüm yaygınlığına rağmen (belki de tam da bu nedenle), gerek teorik gerek metodolojik anlamda sorun yaratabilecek bir ifade olduğu noktasında hemfikiriz. Bu sorunu aşmanın bir yolu olarak, ayrımcılığın ne olduğu sorusuna cevap verirken, sınırları kati bir şekilde belirlenmiş kapalı bir tanımdan hareket etmemeye karar verdik. Çalışmanın başlangıç aşamasındaki istişare toplantıları sonucunda üretmeyi öngördüğümüz bir dizi kriterden harekete geçerek somut vakalara ulaşmayı, bu vakalardan yola çıkarak da tanımlarımızı üretmeyi daha anlamlı ve operasyonel buluyoruz.

Bir önceki maddeyle de paralel olarak, kurumsal yapıların normatif söylemleri yerine gündelik yaşamın her alanında karşımıza çıkan iktidar yapılarının kendisini çalışmanın odağına yerleştirmeyi daha uygun buluyoruz.

Bir önceki harita çalışmamızda uyguladığımız yönteme benzer şekilde ‘Ayrımcılık Haritası’nda da ilişkisellik üzerinden işleyen bir düşünme sürecinin işletilmesine karar verildi. Bir başka ifadeyle, haritanın, ayrımcı pratiklerde bulunan, ayrımcı söylemleri üreten ve kullanan öznelere değil, değişkenlik arz eden özneler arasındaki ilişkilere yoğunlaşmasında mutabık kalındı.

Yukarıdaki üç maddenin hayata geçirilebilmesinin koşulu olarak çalışmanın kalitatif araştırma araçlarını kullanmasının şart olduğu belirlendi. Bu yöntemle elde edilen somut hikâyelerin, spesifik vakaların masa başında gerçekleştirilen kataloglama çalışmasını daha anlamlı kılacağı, üzerinde mutabık kalınan son nokta oldu.

Atılacak ilk adımlar

Ocak 2009 itibariyle formel olarak başlaması planlanan iki yıllık çalışmanın öncesinde atılan adımları yukarıda özetlemeye çalıştık. Bu doğrultuda önümüzdeki dönemde, kısa ve orta vadede yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

-         Sürmekte olan istişare toplantılarını genişleterek devam ettirmek. Belirmeye başlayan ortak noktaların sayısını arttırmak, iki yıllık çalışma sürecinde karşılaşabilecek sorunlara karşı araştırmacıları bağışık kılacak kavramsal araçları netleştirmek. (Bu toplantılar sonucunda düzenli aralıklarla toplanıp süreci takip edecek, araştırmacılara danışmanlık yapacak bir danışma kurulunun oluşturulması hedefleniyor. Bu kurulun üyelerinin Şubat itibariyle kesinleşmesi gerekir.)

-         İstişare toplantılarından çıkan sonuçlarla birlikte yerellerde beraber çalışacağımız İHOP bileşeni örgütlere gitmek. Böylece istişare toplantılarının ikinci dalgasını başlatmak.

-         Kataloglama çalışmalarını ve haritalama çalışmasını yürüten çalışma gruplarını kesinleştirmek, her bir grubun süreç içinde beraber çalışabileceği isimleri belirlemek.

-         Çalışma gruplarının ve danışma kurulunun koordinasyonunu yapacak bir ekibi İHOP bünyesinde oluşturmak.

hYd Çalışma Grubu

02/01/2009